Botswana’da ki Kitlesel Fil Ölümleri

 

 

 

Botswana’ya en son 2019 yılında ki seyahatim sırasında çektiğim bu fotoğrafta ki fil ailesi artık yaşamıyor. 

Afrika Kıtasında yaşayan filllerin yaklaşık 3 te 1 inin yaşadığı Botswana ‘da  Okavango Deltası’n da son iki ayda 360 civarı Filin’in ölü bulunduğu bilgisini doğrulanmış kaynaklardan öğrendim. Covit19 Pandemisi nedeni ile Karantina altında olan ülkede İngiliz uzmanların Mayıs ayının başında yapmış olduğu uçuş sırasında fark ettikleri ölümler devam etmiş.  Yakın zamanda yaptıkları başka bir araştırmada da ölü fil sayısının 360 civarı olduğu tespit edilmiş. Uzmanlar  “Bunun , kuraklıkla ilgisi olmayan tek bir olayda ölen fillerin sayısı açısından hiç görülmemiş bir durum” olarak değerlendiriyor. 

Mayıs ayında, Botswana hükümeti bu toplu ölümlerin ”dişlerin çıkarılmadığına dikkat çekerek ”  kaçak avcılığı bir sebep olarak reddetti.

Uzmanlar sa Siyanür benzeri bir zehirin neden olamayacağını çünkü ölenlerin sadece fil olduğuna dikkat çekiyor. Geçen yılda Botswanada 100 civarı Fil Şarbon Zehirlenmesi nedeniyle hayatını kaybetmişti. Ancak zehirlenmeyi yada hastalığı ekarte edemedikleri de bir gerçek. 

Uzmanlar Fillerin yüzüstü düşerek öldüğünü ve bir saldırıya karşı gard aldıkları bir pozisyonda öldüklerini düşünüyor. Her iki durumda da  ölümlerin kaynağını  bilmeden, insan popülasyonuna bir hastalık geçme olasılığını göz ardı etmek imkansızdır diye açıklıyorlar. Özellikle ölümlerin  nedeni   su kaynaklarında ya da toprakta ise.. Bunun bir koruma felaketi ve aynı zamanda   ama aynı zamanda bir halk sağlığı krizi olma potansiyeline sahip olarak nitelendiriliyor. 

En Doğu Karadeniz

Pandemi , Covit19 , Karantina.. Sokağa Çıkma Yasagı , Sosyal Mesafe.. Entübe… 

Yeni ama can sıkıcı bir çok yeni tanım girdi hayatımıza…

Artık ilköğretim çağında ki çocuklar bile eskiyi özler oldu. Yeni Normalden bahsederken eskiden nelerin kıymetini bilmeden yaşadığımızı anlar olduk. 

Sibirya’da 21 Haziran’da ölçülen 38 derece sıcaklığın nedenini  hepimiz biliyoruz artık. Kutuplarda ki  buzullar eridiğinde altından hangi virüs çıkar bilinmez, ama kesin çıkacak olanlar kentleri yutacak su ve dünyayı bugünkünden 25 kat ısıtacak metan gazı olacak.

Bu tabloda ki iç karartıcı manzarayı bir kenara bırakırsak bu gün hala ülkemizde bir çok yerde örneğin Doğu Karadeniz’de doğaya , toprağa , ağaca , insana , hayavana saygı duyan birlikte sürdürülebilir bir yaşam üzerine pek de kafa yormadan gelenek görenek ve ananeleri ile yaşayan beldeler köyle var.

İşte sizi o  Coğrafya’ya Davet Ediyoruz. 

En Doğu Karadeniz’e…

Macahel ve Şavşat’ın Köylerine…

Yeni sağılmış kaynatılmış sütün tadına bakmaya , peyniri , domatesi , balı , fasulyeyi en tabi haliyle yemeğe , yıldızları en yakından izlemeye , en temiz havayı solumaya…

5 gece 6 gün boyunca unuttuğumuz doğayı yeniden tanımaya..

3 ayrı tarihte maksimum 14 kişi ile kah 3000 rakımda bir bulut denizinin içinde,  kah buz gibi sular akaın bir şelalenin dibinde elbette Covit19 önlemlerimizi alarak ama birazda zamanı durdurarak beraber olmak arzusundayız. 

Konaklamalarınız Butik ve Yayla Pansiyonlarda olacak. Kahvaltılarımız ve Akşam Yemeklerimiz,  Tüm Gezilerimiz , Transferlerimiz , Uçuşlarımız dahil olarak dizayn ettiğimiz bu gezilerimiz için iki kişilik oda da kii başı 3.000 TL fiyat öngördük. 

İlki Kurban Bayramı Tatilinde yani 30 Temmuz /04 Agustos 2020 sonra kiler ise 

25 Temmuz / 30 Agustos 2020 ve 22/27 Eylül 2020 tarihleri arasında… 

Bu özel gezilerimizin detaylarını öğrenmek ya da rezervasyon yapmak isterseniz ;

0 530 266 86 67  Tel Numaramızdan iletişime geçebilir yada  Syka Tour adresimize mail gönderebilirsiniz. 

Yeni Normal’in hepimize mutluluk , Dünyamıza Huzur Getirmesini Temennisi ile..

Sevgiler ;l

Play Video

Yanıbaşımızda Ki Cennet Çatalca

Sizlere Karantina Günlerinde Sosyal Sorumluluk Projelerim Kapsamında en çok gittiğim yere yani Çatalca’yı anlatmaya  karar verdim.

Uzun Zamandır sadece Sahipsiz Sokak Hayvanlarını Beslemeye Gittiğim Çatalca hakkında karantina günlerinde iş güç de durunca araştırmalar yaptım. Ve bu araştırmalar sonucunda Çatalca’ya çok haksızlık etmiş olduğumun farkına vardım.

Neden Sadece  İstanbul ‘a Yakın Bolge Piknik Alanı şeklinde düşünülüyor bilmiyorum ancak ,  Trakya’da ki ilk yerleşim bölgelerinden biri Çatalca. hal böyle olunca her köşesinden inanılmaz bir tarih fışkırıyor aslında.

İ.Ö 2500 yıllarına dayanan yerleşim bölgesi olma özelliği ile farlı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, Traklardan Romalılara oradan Osmanlıya bir çok kültürün kalıntılarını barındırıyor.

M.Ö.450’li yıllarda Romalıların İnceğiz Magaralarında ki oturumları , Avrupa Hunlarının akınlarına karşı  Bizans İmparatoru Anastasius’u 507 – 511 yılları arasında inşa ettiği Büyük Duvar yada günüzmüzde ki ismi ile Anastasya Surları Bizans döneminde İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak için Gümüşpınar köyü yakınlarında halen ayakta bulunan (Kurşun Germe ve Ballı Germe) su kemerleri tarih severlerin oldukça ilgisini çekecek Çatalca.

Osmanlı Doneminde Padişahların Avlak Olarak Kullandığı Çatalca 1912’deki 1’inci Balkan Savaşı’ndan itibaren hem savşarın ağır faturalarını odemiş hem de Milli Mücadelede mühim rol oynamıştır. 657 askeri ile şehit olan Alaiye Taburu  , Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Heyet-i Osmaniyesi o dönem için mutlaka bilmemiz gereken bilgiler.

Play Video

Milli mücadelenin kazanılması ve cumhuriyetin ilanıyla beraber bu sefer mübadele acılarını yaşayan bir coğrafya olmuştır Çatalca. İkinci dünya savaşı sırasında da Çatalca ilçemizin stratejik önemi bir kez daha gün yüzüne çıkmış, savaş tehlikesine karşılık Mareşal Fevzi Çakmak tarafından Terkos gölü yakınlarından başlayıp Büyükçekmece’ye kadar uzanan bir savunma hattı kurulmuştur.

İçinde bin yaşlarında Tabiat anıtlarının bulunduğu köyler , göller , dereler , tabiat parkları , Karadenize acılan küçük iskeleler  plajlar ile de sizleri coğrafi güzellikleri ile şaşırtacak bir ilçe Catalca.

Evlerde cok sıkıldık değil mi..

Covit 19 Önemleri kapsamında hazırladığımız Catalca Turlarımız hakkında Syka Tour Web Sitemizden  veya ofisten detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz .

Şimdi sizi Güzel çatalca görüntüleri ile yalnız bırakıyorum. 

Zimbabwe’den Shona’lar

Zimbabwe'den Shona'lar

Shona, ataları bin yıl önce Güney Afrika’da büyük taş şehirler inşa eden insanlardır. Bugün dünyada 10 milyondan fazla Shona insanı yaşıyor. Büyük çoğunluğu Zimbabve’de yaşıyor ve büyük Shona popülasyonları da Güney Afrika, Botsvana, Zambiya ve Mozambik’te bulunuyor. Kabile dili aynı isme sahiptir ve Korekore, Zezuru, Manyika, Ndau ve Karanga dahil olmak üzere çeşitli lehçelere sahiptir. İşte bilmeniz gereken her şey.

Shona halkının dili Orta Afrika’nın Bantu dillerinden türetilmiştir ve bazı kelimeler esas olarak Doğu ve Orta Afrika’da konuşulan dil olan Svahili diline benzer.

Bu kabile tarafından inşa edildiğine inanılan Zimbabve’de birkaç antik taş duvar alanı var. Duvarlar, MS 11. ve 15. yüzyıllar arasında gelişen 800 hektarlık bir şehir olan Büyük Zimbabwe’nin fiziksel temelini oluşturur. UNESCO Dünya Mirası Listesi olarak tanınan Büyük Zimbabve bir ticaret merkeziydi ve arkeologlar Çin’den çok uzak bir bölgede eserler buldular.

 

Kıtadaki birçok kabilenin yaptığı gibi, Shona halkı darı, sorgum ve mısır gibi tarım tahılları uyguluyor. Ayrıca tatlı patates ve yer fıstığı da tarıyorlar. Servetin sembolü olan ve esas olarak taslak gücü, süt ve gelin bedelini ödemek için kullanılan arka sığırlar olarak bilinirler.

Kültürel özelliklerin halen uygulandığı kırsal alanlarda, köy kümelenmiş sazdan çamur evlerinden oluşmaktadır. Basit bir çiftlik evinin genellikle dört kulübesi vardır: biri mutfak, biri ebeveyn yatak odası, biri ailenin erkek çocukları için kulübe, diğeri kızlar için. Genellikle aile tarafından tahıl ambarı olarak kullanılan küçük bir kulübe de vardır.

Bir köyün başına, şefi cevaplayan köy muhtarı başkanlık eder. Şef genellikle kendi yetkisi altında ondan fazla muhtarı vardır ve aynı zamanda hakim olarak da hareket eder.

Geleneksel olarak Shona halkı, ‘Vadzimu’ olarak bilinen ataları aracılığıyla ibadet ettikleri Mwari’ye (Tanrı) inanırlar. Sıradan insanların Tanrı ile doğrudan konuşmasının saygısız olduğuna inanırlar, bu nedenle atalardan geçerler.

“İnsanlar kendilerini İlahi Olan’la doğrudan konuşmaya veya onlarla etkileşime girmeye değmeyecek kadar düşük kabul ediyorlar. Ruhların arabuluculuğuna güveniyorlar ”diyor Zimbabve Üniversitesi’nde öğretim görevlisi Takawira Kazembe.

 

Shona halkı Vadzimu’nun aileyi felaketlerden koruyan iyi ruhlar olduğuna inanıyor. Her aile soyunun ataları vardır ve bazen aile ruhları yatıştırmak için bira yapar. Yıl boyunca yapılan birkaç tören var, aralarında köy büyüklerinin kuraklığı önlemek için atalara hitap ettiği yağmur yapımı töreni var.

Shona halkı da    kötü bir ruha inanıyor. Bu ruhun ailede felaketlere neden olduğuna inanılıyor ve sadece atalar onu kaldırabiliyor. Eğer bir kişi evlenmek için uzun zaman alırsa, bu kişinin içinde bu kötü ruhun olduğuna inanırlar.

Buna ek olarak, Shona halkı, kabile ve ataları arasındaki ilişkiyi tasvir eden taş heykelleriyle bilinir.

 

Zimbabwe ‘yi daha çok merak ediyorsanız Linke tıklayın…