Botswana’da ki Kitlesel Fil Ölümleri

 

 

 

Botswana’ya en son 2019 yılında ki seyahatim sırasında çektiğim bu fotoğrafta ki fil ailesi artık yaşamıyor. 

Afrika Kıtasında yaşayan filllerin yaklaşık 3 te 1 inin yaşadığı Botswana ‘da  Okavango Deltası’n da son iki ayda 360 civarı Filin’in ölü bulunduğu bilgisini doğrulanmış kaynaklardan öğrendim. Covit19 Pandemisi nedeni ile Karantina altında olan ülkede İngiliz uzmanların Mayıs ayının başında yapmış olduğu uçuş sırasında fark ettikleri ölümler devam etmiş.  Yakın zamanda yaptıkları başka bir araştırmada da ölü fil sayısının 360 civarı olduğu tespit edilmiş. Uzmanlar  “Bunun , kuraklıkla ilgisi olmayan tek bir olayda ölen fillerin sayısı açısından hiç görülmemiş bir durum” olarak değerlendiriyor. 

Mayıs ayında, Botswana hükümeti bu toplu ölümlerin ”dişlerin çıkarılmadığına dikkat çekerek ”  kaçak avcılığı bir sebep olarak reddetti.

Uzmanlar sa Siyanür benzeri bir zehirin neden olamayacağını çünkü ölenlerin sadece fil olduğuna dikkat çekiyor. Geçen yılda Botswanada 100 civarı Fil Şarbon Zehirlenmesi nedeniyle hayatını kaybetmişti. Ancak zehirlenmeyi yada hastalığı ekarte edemedikleri de bir gerçek. 

Uzmanlar Fillerin yüzüstü düşerek öldüğünü ve bir saldırıya karşı gard aldıkları bir pozisyonda öldüklerini düşünüyor. Her iki durumda da  ölümlerin kaynağını  bilmeden, insan popülasyonuna bir hastalık geçme olasılığını göz ardı etmek imkansızdır diye açıklıyorlar. Özellikle ölümlerin  nedeni   su kaynaklarında ya da toprakta ise.. Bunun bir koruma felaketi ve aynı zamanda   ama aynı zamanda bir halk sağlığı krizi olma potansiyeline sahip olarak nitelendiriliyor. 

En Doğu Karadeniz

Pandemi , Covit19 , Karantina.. Sokağa Çıkma Yasagı , Sosyal Mesafe.. Entübe… 

Yeni ama can sıkıcı bir çok yeni tanım girdi hayatımıza…

Artık ilköğretim çağında ki çocuklar bile eskiyi özler oldu. Yeni Normalden bahsederken eskiden nelerin kıymetini bilmeden yaşadığımızı anlar olduk. 

Sibirya’da 21 Haziran’da ölçülen 38 derece sıcaklığın nedenini  hepimiz biliyoruz artık. Kutuplarda ki  buzullar eridiğinde altından hangi virüs çıkar bilinmez, ama kesin çıkacak olanlar kentleri yutacak su ve dünyayı bugünkünden 25 kat ısıtacak metan gazı olacak.

Bu tabloda ki iç karartıcı manzarayı bir kenara bırakırsak bu gün hala ülkemizde bir çok yerde örneğin Doğu Karadeniz’de doğaya , toprağa , ağaca , insana , hayavana saygı duyan birlikte sürdürülebilir bir yaşam üzerine pek de kafa yormadan gelenek görenek ve ananeleri ile yaşayan beldeler köyle var.

İşte sizi o  Coğrafya’ya Davet Ediyoruz. 

En Doğu Karadeniz’e…

Macahel ve Şavşat’ın Köylerine…

Yeni sağılmış kaynatılmış sütün tadına bakmaya , peyniri , domatesi , balı , fasulyeyi en tabi haliyle yemeğe , yıldızları en yakından izlemeye , en temiz havayı solumaya…

5 gece 6 gün boyunca unuttuğumuz doğayı yeniden tanımaya..

3 ayrı tarihte maksimum 14 kişi ile kah 3000 rakımda bir bulut denizinin içinde,  kah buz gibi sular akaın bir şelalenin dibinde elbette Covit19 önlemlerimizi alarak ama birazda zamanı durdurarak beraber olmak arzusundayız. 

Konaklamalarınız Butik ve Yayla Pansiyonlarda olacak. Kahvaltılarımız ve Akşam Yemeklerimiz,  Tüm Gezilerimiz , Transferlerimiz , Uçuşlarımız dahil olarak dizayn ettiğimiz bu gezilerimiz için iki kişilik oda da kii başı 3.000 TL fiyat öngördük. 

İlki Kurban Bayramı Tatilinde yani 30 Temmuz /04 Agustos 2020 sonra kiler ise 

25 Temmuz / 30 Agustos 2020 ve 22/27 Eylül 2020 tarihleri arasında… 

Bu özel gezilerimizin detaylarını öğrenmek ya da rezervasyon yapmak isterseniz ;

0 530 266 86 67  Tel Numaramızdan iletişime geçebilir yada  Syka Tour adresimize mail gönderebilirsiniz. 

Yeni Normal’in hepimize mutluluk , Dünyamıza Huzur Getirmesini Temennisi ile..

Sevgiler ;l

Play Video

Yanıbaşımızda Ki Cennet Çatalca

Sizlere Karantina Günlerinde Sosyal Sorumluluk Projelerim Kapsamında en çok gittiğim yere yani Çatalca’yı anlatmaya  karar verdim.

Uzun Zamandır sadece Sahipsiz Sokak Hayvanlarını Beslemeye Gittiğim Çatalca hakkında karantina günlerinde iş güç de durunca araştırmalar yaptım. Ve bu araştırmalar sonucunda Çatalca’ya çok haksızlık etmiş olduğumun farkına vardım.

Neden Sadece  İstanbul ‘a Yakın Bolge Piknik Alanı şeklinde düşünülüyor bilmiyorum ancak ,  Trakya’da ki ilk yerleşim bölgelerinden biri Çatalca. hal böyle olunca her köşesinden inanılmaz bir tarih fışkırıyor aslında.

İ.Ö 2500 yıllarına dayanan yerleşim bölgesi olma özelliği ile farlı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, Traklardan Romalılara oradan Osmanlıya bir çok kültürün kalıntılarını barındırıyor.

M.Ö.450’li yıllarda Romalıların İnceğiz Magaralarında ki oturumları , Avrupa Hunlarının akınlarına karşı  Bizans İmparatoru Anastasius’u 507 – 511 yılları arasında inşa ettiği Büyük Duvar yada günüzmüzde ki ismi ile Anastasya Surları Bizans döneminde İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak için Gümüşpınar köyü yakınlarında halen ayakta bulunan (Kurşun Germe ve Ballı Germe) su kemerleri tarih severlerin oldukça ilgisini çekecek Çatalca.

Osmanlı Doneminde Padişahların Avlak Olarak Kullandığı Çatalca 1912’deki 1’inci Balkan Savaşı’ndan itibaren hem savşarın ağır faturalarını odemiş hem de Milli Mücadelede mühim rol oynamıştır. 657 askeri ile şehit olan Alaiye Taburu  , Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Heyet-i Osmaniyesi o dönem için mutlaka bilmemiz gereken bilgiler.

Play Video

Milli mücadelenin kazanılması ve cumhuriyetin ilanıyla beraber bu sefer mübadele acılarını yaşayan bir coğrafya olmuştır Çatalca. İkinci dünya savaşı sırasında da Çatalca ilçemizin stratejik önemi bir kez daha gün yüzüne çıkmış, savaş tehlikesine karşılık Mareşal Fevzi Çakmak tarafından Terkos gölü yakınlarından başlayıp Büyükçekmece’ye kadar uzanan bir savunma hattı kurulmuştur.

İçinde bin yaşlarında Tabiat anıtlarının bulunduğu köyler , göller , dereler , tabiat parkları , Karadenize acılan küçük iskeleler  plajlar ile de sizleri coğrafi güzellikleri ile şaşırtacak bir ilçe Catalca.

Evlerde cok sıkıldık değil mi..

Covit 19 Önemleri kapsamında hazırladığımız Catalca Turlarımız hakkında Syka Tour Web Sitemizden  veya ofisten detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz .

Şimdi sizi Güzel çatalca görüntüleri ile yalnız bırakıyorum. 

65 YAŞ VE ÜZERİNE TURİZM AMAÇLI SEYAHATLERDE İZİN ÇIKTI !

65 YAŞ VE ÜZERİNE TURİZM AMAÇLI SEYAHATLERDE İZİN ÇIKTI !

İçişleri Bakanlığı 81 il valiliğine 65 yaş ve üzeri vatandaşların seyahat iznine ilişkin genelge gönderdi.
Genelgede, gelinen aşamada yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) yayılma ve bulaşma hızının azalması, vaka artış hızının düşüşe geçmesi ve turizm sezonunun açılması sebebiyle 65 yaş ve üzeri vatandaşların turizm amaçlı seyahatlerine izin verilmesinin uygun olacağının değerlendirildiği belirtildi.

Yayımlanan genelgeye göre, 65 yaş ve üzeri vatandaşlar (son üç yıl içinde organ ve kemik iliği nakli olanlar, immün yetmezliği olanlar ile böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize giren hastalar hariç) turizm amacıyla yapacakları yolculuklarda “Turizm Amaçlı Seyahat İzin Belgesi” almak şartıyla istedikleri yerleşim yerine gidebilecek.
Turizm Amaçlı Seyahat İzin Belgesine başvuracak 65 yaş ve üzeri vatandaşlar, kendileri ile aynı durumda bulunan (65 yaş ve üzeri) eş, kardeş ve birinci derece yakınlarını da kapsayacak şekilde en fazla 6 kişi için seyahat izin belgesi başvurusu yapabilecek.
65 yaş ve üzeri vatandaşlar, Turizm Amaçlı Seyahat İzin Belgesi almak üzere, Alo 199 Vefa Sosyal Destek Hattı üzerinden veya elektronik ortamda e-Devlet kapısından İçişleri Bakanlığı e-başvuru sistemine girerek seyahat izin işlemleri başlığının altında yer alacak Turizm Amaçlı Seyahat İzin Belgesi verilmesi alt başlığını seçerek başvurularını gerçekleştirebilecek.
Başvuru formunda otel tatili, yazlık/devremülk, kiralık ev/villa ya da karavan tatili gerekçelerinden biri seçilecek.
Vatandaşlar, otel tatili için rezervasyon belgelerini, yazlık/devremülk için tapu örneklerini, kiralık ev/villa tatili için ise kira sözleşmelerini, karavan tatili için karavan sahiplik belgeleri ya da kira sözleşmelerini zorunlu olarak başvuru sırasında sisteme yükleyecek.
Turizm Amaçlı Seyahat İzin Belgesi alacak vatandaşlar, otobüs, uçak, tren ve özel araç ile yapacakları yolculuklar için başvuru yapabilecek.
Başvuru sırasında başvuranın ve beraberindekilerin Kovid-19 evde izolasyon sorgusunun yanı sıra belirtilen hastalıklarının olup olmadığı hususu da sistem üzerinden otomatik olarak sorgulanacak.
Vatandaşların belge almak için herhangi bir sağlık kuruluşu ya da valilik/kaymakamlıklara gitmelerine gerek bulunmuyor. Turizm Amaçlı Seyahat İzin Belgesi başvuruları, otomatik olarak değerlendirilecek ve sonuçlandırılacak.
İzin başvurusu kabul edilenlere SMS yoluyla bilgilendirme yapılacak, ayrıca e-Devlet üzerinden başvuru onay belgesi çıktısı da alınabilecek.
İzin başvurusu kabul edilen 65 yaş ve üzeri vatandaşların bilgileri, otomatik olarak gidecekleri il valilikleri ile kayıtlı olduğu aile hekimine bildirilecek. Kayıtlı oldukları aile hekimleri tarafından gerekli takipleri yapılacak. (AA)

Nedir Bu HES Kodu ?

HES kodu nedir?

Güvenle uçmanız için T.C. Sağlık Bakanlığı önlemleri kapsamında zorunlu hale getirilen yeni bir uygulamadır.
HES kodu sizlerin ve sizlerle birlikte uçacak tüm misafirlerin riskli görülen durumlarda seyahatlerini kontrol altına almak için geliştirilmiştir.

HES kodum yok, bu seyahatim için bir engel mi?
Evet, alınan önlemler kapsamında HES kodunuz olmadan;
– bilet satın alamazsınız,
– online ya da havalimanında check-in yapamazsınız.


HES kodum yok, HES kodumu nereden alacağım?
HES kodunu T.C. Sağlık Bakanlığı Hayat Eve Sığar uygulamasından veya 2023’e HES yazıp aralarında boşluk bırakarak sırasıyla; T.C. kimlik numarası, T.C. kimlik seri numarasının son 4 hanesi ve ihtiyacınız olan gün sayısını göndererek çok hızlı bir şekilde temin edebilirsiniz.

HES kodu ile ilgili nelere dikkat etmeliyim?
· HES kodunuzun süresi seyahatinizin toplam süresi kadar olmalıdır. Gidiş-dönüş bir bilet almak istiyorsanız ya da gidiş-dönüş bir biletiniz varsa HES kodunuz dönüş tarihinizi de kapsamalıdır.
· Her misafir için ayrı ayrı HES kodu alınmalıdır.
· 0-2 yaş aralığında olan misafirler için HES kodu zorunluluğu bulunmamaktadır.
· Bilet alımla uçuşunuz arasında HES kodunuz T.C. Sağlık Bakanlığı alt yapısı ile belirli aralıklarla sorgulanacaktır. Yapılan bu sorgulamalarda Corona sebebiyle uçmanıza engel bir durum belirlenirse uçuşa kabul edilmeyeceksiniz. Bu yöntem uçuştaki diğer yolcuları korumak için T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilmiştir.

HES kodunuz aşağıdaki durumlarda seyahatinize engel olacaktır;
· COVID-19 pozitif olma ya da karantina sürecinde olma durumu,
· Yeterli süreli HES koduna sahip olmama durumu,
· Hatalı T.C. Kimlik No ya da pasaport bilgisi girilmesi durumu.

Seyahat edebilmek için HES kodu dışında başka bir belgeye ihtiyacım var mıdır?
Hayır, HES kodu dışında seyahat izin belgesi, sağlık raporu vb. başka bir belgeye ihtiyacınız bulunmamaktadır.

Hali hazırda HES Kodu girilmeden satın alınmış biletlerde süreç nasıl işleyecek?
Satın alınmış biletler için HES kodu online check-in sırasında alınacaktır. Uçuşlar online check-in’e uçuş saatinden 48 saat önce açılmaktadır. Uçuşunuz online check-in’e açıldığında HES kodunuzu online check-in yolcu bilgileri sayfasında bulunan alana girilmesi gerekmektedir.

İlgili kurallar doğrultusunda talep edilecek tüm yolcu bilgilerinin tam ve doğru şekilde girilmesi gerekeceğini hatırlatmak isteriz.

Zimbabwe’den Shona’lar

Zimbabwe'den Shona'lar

Shona, ataları bin yıl önce Güney Afrika’da büyük taş şehirler inşa eden insanlardır. Bugün dünyada 10 milyondan fazla Shona insanı yaşıyor. Büyük çoğunluğu Zimbabve’de yaşıyor ve büyük Shona popülasyonları da Güney Afrika, Botsvana, Zambiya ve Mozambik’te bulunuyor. Kabile dili aynı isme sahiptir ve Korekore, Zezuru, Manyika, Ndau ve Karanga dahil olmak üzere çeşitli lehçelere sahiptir. İşte bilmeniz gereken her şey.

Shona halkının dili Orta Afrika’nın Bantu dillerinden türetilmiştir ve bazı kelimeler esas olarak Doğu ve Orta Afrika’da konuşulan dil olan Svahili diline benzer.

Bu kabile tarafından inşa edildiğine inanılan Zimbabve’de birkaç antik taş duvar alanı var. Duvarlar, MS 11. ve 15. yüzyıllar arasında gelişen 800 hektarlık bir şehir olan Büyük Zimbabwe’nin fiziksel temelini oluşturur. UNESCO Dünya Mirası Listesi olarak tanınan Büyük Zimbabve bir ticaret merkeziydi ve arkeologlar Çin’den çok uzak bir bölgede eserler buldular.

 

Kıtadaki birçok kabilenin yaptığı gibi, Shona halkı darı, sorgum ve mısır gibi tarım tahılları uyguluyor. Ayrıca tatlı patates ve yer fıstığı da tarıyorlar. Servetin sembolü olan ve esas olarak taslak gücü, süt ve gelin bedelini ödemek için kullanılan arka sığırlar olarak bilinirler.

Kültürel özelliklerin halen uygulandığı kırsal alanlarda, köy kümelenmiş sazdan çamur evlerinden oluşmaktadır. Basit bir çiftlik evinin genellikle dört kulübesi vardır: biri mutfak, biri ebeveyn yatak odası, biri ailenin erkek çocukları için kulübe, diğeri kızlar için. Genellikle aile tarafından tahıl ambarı olarak kullanılan küçük bir kulübe de vardır.

Bir köyün başına, şefi cevaplayan köy muhtarı başkanlık eder. Şef genellikle kendi yetkisi altında ondan fazla muhtarı vardır ve aynı zamanda hakim olarak da hareket eder.

Geleneksel olarak Shona halkı, ‘Vadzimu’ olarak bilinen ataları aracılığıyla ibadet ettikleri Mwari’ye (Tanrı) inanırlar. Sıradan insanların Tanrı ile doğrudan konuşmasının saygısız olduğuna inanırlar, bu nedenle atalardan geçerler.

“İnsanlar kendilerini İlahi Olan’la doğrudan konuşmaya veya onlarla etkileşime girmeye değmeyecek kadar düşük kabul ediyorlar. Ruhların arabuluculuğuna güveniyorlar ”diyor Zimbabve Üniversitesi’nde öğretim görevlisi Takawira Kazembe.

 

Shona halkı Vadzimu’nun aileyi felaketlerden koruyan iyi ruhlar olduğuna inanıyor. Her aile soyunun ataları vardır ve bazen aile ruhları yatıştırmak için bira yapar. Yıl boyunca yapılan birkaç tören var, aralarında köy büyüklerinin kuraklığı önlemek için atalara hitap ettiği yağmur yapımı töreni var.

Shona halkı da    kötü bir ruha inanıyor. Bu ruhun ailede felaketlere neden olduğuna inanılıyor ve sadece atalar onu kaldırabiliyor. Eğer bir kişi evlenmek için uzun zaman alırsa, bu kişinin içinde bu kötü ruhun olduğuna inanırlar.

Buna ek olarak, Shona halkı, kabile ve ataları arasındaki ilişkiyi tasvir eden taş heykelleriyle bilinir.

 

Zimbabwe ‘yi daha çok merak ediyorsanız Linke tıklayın…

 

Fil Bir Kralken

Fil Kral iken...

 

Zamanın en başında insanlardan çok çok önce dünya ormanlarında sadece hayvanlar yaşardı. Mutlu , özgür ve barış içinde yaşamalarında ki en büyük neden ise krallarıydı. O kral Fil’di.

Kral fil tüm halkına karşı adil bir kraldı ve ormanda yaşayan tüm hayvanlar huzurla mutluluk içinde yaşayabiliyorlardı.  

toppng.com-free-png-elephant-png-images-transparent-elephant-hd-1084x685
toppng.com-lion-png-images-and-clipart-free-download-black-and-tiger-and-lion-967x950

 

Elbette Filin gözönünde tutması gereken  birkaç  özel karakter vardı. Ve Tavşan bunlardan biriydi. Onun Doğası gereği olan yaramazlıklarının dikkatle takip edilmesi gerekiyordu. Ama Kralın konumu gereği en yakın rakibi tabiki aslandı.

 Aslan kral olmak için her türlü girişimi yaptı, ancak  kimse çabalarını ciddiye almadı. Tüm hayvanlar biliyordu ki  gerçek  bir liderliğin tüm özelliklerine sahip olan fil di.

Ormanda yaşam böyle sürüp giderken  bir yıl  büyük bir felaket oldu.  Yağmurlar yağmadı ve kuraklık baş gösterdi.  Hayvanlar su sıkıntısı çekmeye başladılar. Tek tek, bütün su kaynakları kurumaya başladı ve hayvanların durumu çok ciddileşti.  Kral Fil ,  tüm hayvanların oluşturacağı bir konsey topladı  ve hepsine içinde bulundukları bu kötü durumdan nasıl kurtulacaklarına dair fikirlerini sordu.   

 

Kuraklık gittikçe tüm su kaynaklarını kurutmuştu ve durumları çok çaresizdi. Bu yüzden Tavşanın bile söyleyecek birşeyleri vardı ve çaresizlikten onun tüm yaramazlıklarını unutup  konuşmasına bile izin verdiler.   

Tavşan büyük bir ciddiyetle söze başladı ;

Bayanlar ve Baylar,  

Bu korkunç sorunumuza bir  çözüm önermek istiyorum. Benim çözümüm, bu susuz gecelerde hayatta kalmamızı sağlayacak bir çözüm. Herkesin kendi bileğini ısırmasını öneririm ki hepimiz kendi bedenlerimizde kalan kanı içebiliriz.

Öfkeli kalabalık tavşana  sopayla ve taşlarla kovaladıkları için cümlesini  tamamlanmadı. Kuşkusuz Tavşanın  aldatıcı şakalarının  en aptallarından biriydi …

Kral Fil , içme suyu eksikliğine en   kısa vadeli çözümün  yakındaki dere yatağında büyük ve yeni bir kuyu kazmak olduğunu söyledi. Derenin su seviyesi  büyük ölçüde düşmüştü ve hayvanlar dinlenmeden gece gündüz çalışmak zorundaydı.  Kral  fil nehir yatağından daha derin bir kuru kazmak için  muazzam dişlerini kullanarak gece gündüz  en çok çalışan hayvan oldu. Diğerleri ise pençeleri ile ağızları ile devamlı toprak taşıdı.

Sonunda Fil suya ulaştı ve hayvanlar bir taraftan sevinirken bir taraftan da  krallarının gücünden  ve sıkı çalışmasından gurur duydular.

Elbette su kuyusunun kullanımı hususunda bazı kurallar koyulmalıydı. Böylece bütün hayvanlar Kuyudan eşit olarak faydalanabilir susuzluğunu giderebilirdi. Kral Fil hayvanların sadece gün doğumu ve günbatımında gelip su içebileceğine karar verdi.

Bu arada Aslan, diğer hayvanların fil verdiği değeri ve tüm bu  övgüleri kıskanıyordu. Filin bu adil yönetimini bozmak , imajını yok etmek ve onun yerine kral olmak için bir plan hazırladı.

O gün tüm  hayvanlar Kral Filinin su içme programını kabul ettikten sonra, bol bol su içip çok çalışarak kazandıkları rahat bir uyku için yuvalarına çekildi.

Gecenin  yarısında  aslan kuyuya indi ve bol miktarda su içti , daha sonra banyo yaptı ve kuyunun duvarlarını parçaladı ve kalan suyu çamurladı.

Daha sonra uyuyan filin yanına gitti ve çok yorgun olduğu için uyanmamasından da faydalanarak  taşıdığı çamurları onun ayaklarına bulaştırdı.   

Ancak Aslanın  planı ne iyi düşünülmüş ne de akıllıca uygulanmıştı.  Ertesi sabah su içmeye gelen  hayvanlar  çamurlu kuyuyu  gördüklerinde  hem  çok kızdılar hem de çok üzüldüler . Kral’ın emirlerine itaat etmeyerek su kuyusunu bu hale getirenin aslan olabileceği hemen akıllarına geldi tabi ki. Üstelik aslan çamuru ceketinden ve pençelerinden temizlemeyi unutmuştu. Ancak hala fili ifşa etmeye ve planını yürütmeye  kararlı olan aslan, filin çamurlu ayaklarına işaret etti. Hayvanlar aceleye bakarak  kralın onları  aldatmış olabileceğine inanmak istemediler.

Fil suçlamadan endişe etmiyordu. Ancak yine de sırtlana su kuyusunun etrafını kontrol etmesini ve yumuşak çamurda kimin ayak izinin  delil olarak kaldığını araştırmasını söyledi. Sırtlan yaptığı araştırmada kuyunun  yakında   aslanın taze ayak izlerinin olduğunu  söyledi.

” Bakın , uçmuyorum, o zaman su kuyusunda  nasıl olabilirdim? diye bağırdı Fil . Bütün hayvanlar aslanın ayak izlerini gördü planının farkına vardı  ve öfkeyle onu Fil krallığından sürdüler. Kral Fil, tüm hayvanların güvenini   geri kazandı ve uzun süre boyunca hüküm sürdü. Yağmur kısa süre sonra geri döndü ve ormanda hayat güzeldi.

Eski fil yıllar sonra öldüğünde, o topraklarda ki  en saygın hayvan olarak anıldı.  Aslan kral olma şansını yakaladı  .  Krallığı devralmasından sonra sonra birçok şey değişti ve orman hayvanları artık  adil bir lider tarafından yönetilmedi. Hala haksızlıklar karşısında şikayt ederken  sık sık ‘Eskiden olduğu gibi olsaydı, Fil kralken’ gibi ifadelere kulak misafiri olabilirsiniz.

Fil Kralken  ; Bir Sohana Masalıdır. 

Shona halkı nu merak mı ediyorsunuz ? Linki Tıklayın…